RÖPORTAJ

Denizin şövalyeleri

17.10.2018 12:17:45
post9

 

5 yaşında denize adım attı, bugün balıkçılığı endüstri haline getirdi. 

Gözlerini dünyaya açtığında balıkçı olan babasının deniz kokusuyla hayata merhaba diyen Murat İyriboz, henüz 5 yaşındayken mavi sulara gönlünü kaptırdı. 8 yaşında denize dalmaya başlayan İyriboz, 12 yıl önce temellerini attığı balık turnuvası bugün dev bir endüstri haline geldi. Geçtiğimiz ay yapılan Teos Tuna Masters için Monaco'dan gelin ekip, sadece yakıt için 550 bin lira harcadı. Hemen ardından yapılan Alaçatı Tuna Masters ise Türkiye'nin en ünlü işadamlarını ağırladı. Turnuva Güney Afrika'ya da ihraç edildi ve ilki geçen yıl yapıldı. İyriboz, Seferihisar ve Alaçatı'nın dünyanın en iyi balık meraları olduğuna dikkat çekerek  "Turnuvamızın uluslararası katılımcıları hep bir ağızdan, böyle bir deniz görmediklerini söylüyor. Peki, dünyada Mikanos ile Saint Tropez ile karşılaştırılan bu yerlerde, bu kadar çok balık çiftliği olmalı mı?" diye konuştu.

Denizle nasıl tanıştınız?

İzmirliyim ve 26 yıldır Alaçatı'da yaşıyorum. Babam balıkçıydı. 5 yaşındayken denizle, 8 yaşındayken zıpkınla daldığım mavi suların dipteki güzelliğiyle tanıştım. Ardından yelken geldi, sonrasında da baba mesleği balıkçılık ile devam etti. 

Sportif balıkçılığa geçiş nasıl oldu? 

Dünyanın bir çok yerine gidiyordum. 1977 yılında Miami'de ilk kez açık deniz balıkçılığını gördüm. Harikaydı, bunun üzerine dünyanın diğer deniz şehirlerindeki açık deniz balıkçılığını gezmeye başladım, bu 10 yıl kadar sürdü. Ardından bu olayı Türkiye'ye nasıl taşıyabileceğimiz üzerine çalışmaya başladık. Dip haritalarını önümüze aldık ve rotayla kılıç balığı avlamak üzere yola çıktık ancak kendimizi orkinosların içinde bulduk. 

 

Bu spor, ekipman, donanım gerektiriyor. O tarihlerde sizdeki durum nasıldı?

Bu anlattığım olay 1990 yılının başındaydı. Altımızda küvet şeklinde tekne, üstünde bir pusula, sıfır elektronik vardı. 4 kişi bir araya gelip, "sende misina, sende makara var mı?" diyerek başladık, herşeyi  imece usulu yaptık. Ancak o zamanlar o kadar çok balık vardı ki,  az donanımla inanılmaz balıkla dönerdik. 

Turnuvaların başlaması nasıl gerçekleşti? 

Bizim açık deniz balıkçılığına başlamamızla birlikte, etrafımızda da arkadaş grubu oluştu. Kafamızda  bir turnuva olur mu olmaz mı sorusu iyice belirmişti. O zaman Alaçatı Marina yeniydi. Marina bizi çok destekledi. Aradan geçen 12 yıl sonunda diyebilirim ki bu turnuva Türkiye de bir endüstri yarattı. 

 

Nasıl bir endüstri?

Türkiye'de kapıştırma diye adlandırılan bir turnuva ve bu turnuva balıkçılık endüstrisi yarattı, aynı zamanda balıkçılık yapan tekne endüstrisini de yarattı. Bir sürü markanın yola başlama ve var olma sebebididir. Bilinen balıkçılıktan bahsetmiyoruz. 

 

Bunu biraz daha açarsak...

Örneğin Teos Tuna Masters'a Kazakistan,  Azerbaycan'dan gelen yarışmacılar vardı. Bunlar çok üst düzey iş adamları, özel helikopterle geliyorlar, Monaco'dan da bir tekne geldi. Adamlar bindiler  tekneye bin 360 mil yol geldiler ve bin 360 bin döndüler burada yarışta yol yaptılar toplamda 3 bin mil. Sadece bunun yakıt karşılığı 550 bin lira.  

Uluslararası katılımcıların izlenimleri nasıl?

Seneye olan takvimi iple çekiyorlar. Çünkü burada, hayatlarında görmedikleri balıkları yakaladılar. Orada 15, 30 kilo yakalarken bir anda 200 kilo balıklarla karşılaşıca kelimenin tam anlamıyla dipleri düştü,  "Önümüzdeki yıl kesin ordayız" diye mesaj yağdırıyorlar. 

 

Türk sportif balıkçılar nasıl bir yol kat etti?

Sportif balıkçılar, bir anlamda denizin şövalyesidir. Bu çok ciddi bir sportif mücadeledir. Tekniğiniz hazır değilse, ekibiniz hazır değilse ki bunu bir kişi kesinlikle yapamaz, tekneniz uygun şartlarda değilse ekipmanız uygun değilse bu iş neredeyse imkansızdır. Bugün geldimiz noktada en az 10, 15 takımımız, dünyanın herhangi bir yerindeki turnuvaya gider kafa tutarak çarpışır. 

 

Türkiye'nin bu turnuvaları uluslararası sulara taşıması mümkün mü?

Biz bunu da yaptık. Tuna Masters markamızı Güney Afrika'ya ihraç etmeyi başardık. Geçen sene ilki başlayan Tuna Masters Cape Town diye bir turnuva var. Artık yarış 3 ayaklı.  Nisan da Cape Town, Eylül de Teos,  Ekim de Alaçatı da.. Birbirine puantaj olarak organik bağı olmayan ama aynı şemsiye altında, aynı kurallar, aynı yarışçıları ve misafirleri ağırlayan bir turnuva var.

Bunca yıldır denizle iç içesiniz, mavi sularımıza iyi bakabiliyor muyuz?

İşte burada bir durmak lazım. Kendi değerlerimizi bu kadar perişan etmemeliyiz. Evet, balık çiftliklerine ihtiyacımız var. Bunu hepimiz kabul ediyoruz. Ancak  dünyada Mikanos ile Saint Tropez ile karşılaştırılan yerlerimizde bu kadar çok balık çiftliği olmalı mı? Bu sorunun yanıtı önemli. Deniz bize aslında ona ne yaptığımızı söylüyor ama söz dinlememekte ısrar etmeyi doğru bulmuyorum. 

 

Ne yapmalı? 

Korumacı gözlükleri takıp, bu meralara daha iyi bakmalıyız. Bakın biz 12 yılda turnuvamızla 11 milyon dolar değerinde bir medya tanıtımı gerçekleştirmiş durumdayız. Türkiye'den, dünyadan önemli işadamlarını getiriyoruz.  İnsanlar buraya neden geliyor? Mavi kantlı orkinosların peyine düşmek için 5 milyon dolar verip teknesini alan, 3 gün için 50 bin lira harcayan var. Ancak eli boş dönme de var. Yani gittiğiniz denizde balığın olmaması, havanın patlaması gibi bir çok durum var. Oysa biz arka bahçemizde çatır çatır balık tutuyoruz. Bunu perişan etmeye kimsenin hakkı yok. 

 

Yorum Yazın