ORTAYA KARIŞIK

Hiç akıl işi değil

15.06.2016 11:15:29
post9

Sevgili eşim, fena bir bisiklet tutkunudur. Hani Kordon’da turlayanlardan değil kayalıklardan, dağdan tepeden deli gibi inenlerden. Bir yerini kıracak diye ödüm patlasa da bu yaptığı tuhaf hobinin ona iyi geldiğini biliyorum. Yüzü gözü toz toprak çamur, eli kolu çizikler içinde eve geldiğinde yüzündeki o garip mutluluğu görseniz, emin olun kıskanırsınız. Böyle bir adamın, Türkiye'nin en büyük enduro bisiklet yarışı için gün sayıp, rüyalarında sayıklayıp gidemediğini düşünün.

Sıkıntı büyük...

BİR DE KADIN VAR

Antalya'nın Kemer İlçesi'nde 2- 5 Haziran tarihleri arasında bu yıl DownOlympos Yarışı'nın 3.sü düzenlendi.

Bizim adam da gidemedi.

Niyesini ben de bilmiyorum. Ama resmen çatladı. 96 saat boyunca kendisi yanımda, ruhu ise Kemer'de denizden 2 bin 300 metre yükseklikteki Tahtalı dağındaydı.

Ben de bunu fırsat bilip, 96 saat boyunca ruhsuz olan sevgili eşimin, gidemediği o yarışın tüm detaylarına ulaştım.

Bir kere bu enduro dedikleri şeyi size tarif etmem lazım. "Akıl" işi değil.

Dikkat edin akıllı demedim, akıl işi değil. Türkiye'den 195, yurtdışından 28 bisikletçi kayıt yaptırmış.

Hepsi de çakı gibi. Aralarında bir de kadın var. O da değme adama taş çıkartır.

MUTLULUK KAYNAĞI

Peki bunu neden yapıyorlar? İşte asıl soru bu. Bir insan dağda, iki ayağı üzerinde bile durmasının mümkün olmadığı yerden neden o bisikletlerle inmek ister? Eğer cevabını öğrenmek istiyorsanız, kusura bakmayın ama üşenmeyeceksiniz ve o Tahtalı'ya gideceksiniz.

Öğrenmenin başka yolu yok. Ama belki size tarif edebilirim.

Bir kere bu insanlar, bizden farklı. Güçlüler, algıları çok yüksek. Dünya insanları. Eğitimliler, kültürlüler, iyi ahlak sahibiler, yaşamdan tat alıyorlar, kardeş gibiler, birbirlerini seviyor, destekliyorlar. Eğer hayatlarından bisikleti çıkarırsanız, onlar dünyanın en mutsuz insanı olur. İşte tek neden bu. Bu spor, onların mutluluk kaynağı.

96 SAAT SONRA KENDİNE GELDİ

Benimki gidemedi ama İzmir'den, İstanbul'dan Ankara'dan ne kadar arkadaşı varsa gitti. An ve an onları sosyal medyadan takip etti, aradı konuştu. Arkadaşları Çukuryayla, Kuzdere ve Gedelme Yaylası'ndan geçerek Kesme Boğazı Mevkii'nde dik yamaçlardan, kayaların arasından ve ormanın içerisinden geçerken, bizimki de rüyalarında bisikletini sürdü. 96 saat sonra ancak kendine gelebildi.

2.8 MİLYAR EURO'LUK PAZAR

Bu arada tabi bir de olayın diğer tarafı var. Bu spor dalı her ne kadar benim çok ilgimi çekmese de dünyada hatırı sayılır bir izleyicisi var. İşin spor ekonomisi yönü ayrı. Çamlıca'nın sponsorluğunda "Gazozuna Kapışalım" sloganıyla gerçekleştirilen bu iş, ciddi bir ekip işi. Öyle Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce sporcuyu Antalya'ya getirecek, 4 gün konaklatacak, tepelere çıkaracak, yedirecek içereksiniz. Bunlar ciddi lojistik konuları. Hepsinden öte tanıtım için de altın gibi değerli. Tabi, kıymetini bilene. Turizmde çeşitlilikten bahsediyorsak bunu değerlendirmemek de akıllı işi değil. Çünkü Avrupa Bisikletliler Federasyonu rakamlarına göre bisiklet turizminde yıllık 2.8 milyar Euro'luk bir pazar söz konusu. Üstelik bu rakam her geçen gün artıyor. Darısı İzmir'in başına. Neyse bir de yarışın sonucu hakkında da bilgi vereyim. 30 dakika 24 saniyelik derecesiyle Emre Arıkan birinci oldu. 10 saniye farka İsmail Mutlu Demir ikinci, 31 dakika 5 saniye ile Dinçer Ünsal ise üçüncü oldu.

http://www.yeniasir.com.tr/ozel/2016/06/12/akil-isi-degil-bu

http://www.gazozunakapisalim.com

Yorum Yazın